Bu kapsamda, kamu görevlileri başta olmak üzere ücretlilerin, gelirlerini artıracak giderlerini azaltacak şekilde yeniden düzenlenmesi, “Sosyal Devlet” vurgusu içermesi bakımından 2010 Bütçe Kanununa ilişkin talep ve beklentilerimizle sendikal haklarla ilgili vazgeçilmez önceliklerimizi sizlerin aracılığıyla kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.
120 sayfalık 2009 yılı Toplu Görüşme Taleplerinin sonuç bölümünde “2010 yılında Toplu sözleşme imzalamak istek ve kararlığındayız.” diyerek önceliğimizi ortaya koyduk. Bugün de bu temel hedef ve kararlığımızdan milim şaşmış değiliz, kararlılığımız artarak devam etmektedir. Ancak, iktidar partisi uluslar arası sözleşmeleri dayanak göstererek kamu görevlilerine toplu sözleşme ve grev hakkı tanımak yerine Avrupa Sosyal Şartı’nın 5. ve 6. maddelerine koyduğu çekincelere dayanarak bu hakkı vermekten kaçınmaktadır. Hükümet, Avrupa Sosyal Şartı’nın 5 ve 6. maddesine konan çekincenin kaldırılmasının Sart olduğunda ısrarcı ise, o zaman bu çekinceyi derhal kaldırsın ve kamu görevlilerinin özlemle beklediği toplu sözleşme ve grev hakkını vererek memur açılımını da başlatsın.
Öte yandan kamu görevlilerine toplu sözleşme ve grev hakkı verilmesi konusunda sendika ve konfederasyonlarla diyalog ve işbirliği içinde olması gereken ana muhalefet partisi, isçi sendikalarında uygulanan toplu sözleşme ikramiyesine benzer, kamu görevlilerinin toplu görüşme primleri için Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açarak, iptaline ve kamu görevlilerinin gelirlerinin azalmasına neden olmasını anlamak mümkün değildir. Maalesef Anayasa Mahkemesi de konfederasyonların görüşlerine başvurmadan, sendikalıların yararlandığı tek kazanım olan toplu görüşme primini kaldırarak büyük bir
Haksızlığın altına imza atmıştır.
Yüzdelik zamma gelince, yüzde 2,5 artı 2,5 zamma masada hayır dedik, alanlarda da hayır demeye devam ediyoruz. İktidar, maalesef kamu görevlilerine, Orta Vadeli Mali Program’da 2010 yılı için belirlediği yüzde 5,3’lük enflasyon rakamını bile çok görmüştür. Uzlaştırma Kurulu’nun bizim önerimizle örtüşen yüzde 4 artı 4 kararını uygulamaktan imtina etmiştir.
Ek ödemede iktidar yanlış hesap yapmaktadır. Ek ödeme bu haliyle eksik bir
Ödemedir, çünkü ek ödeme miktarı eksiktir, ek ödemenin kapsamı eksiktir, ek ödeme düzenlemesinde sendikaların görüşlerinin alınmaması eksikliktir.
Memur-Sen olarak, ek ödemeye ilişkin takvimin Konfederasyonların da katılımıyla belirlenmesi ve 1 Ocak 2010’dan geçerli olmak üzere ek ödemeye 30 TL artış yapılması, 1 Temmuz 2010’da ilave 30 TL artış gerçekleştirilmesi talebimizi yineliyoruz.
Kamuoyunda KEY olarak bilinen Konut Edindirme Yardımı’nın hak Sahiplerine ödenmesini 2009 toplu görüşme masasında karar altına aldırmıştık. Bu bakımdan ikinci KEY ödemelerinde yaşanan krize, Başbakan Sayın Recep Tayyib Erdoğan’ın el koyması, ödenmesi yönünde talimat vermesi ve konuyla ilgili yasa tasarısının hazırlanması olumlu bir gelişmedir.KEY ödemelerinde yaşanan süre asımı krizinin çözülmesi, yasa tasarısının zaman kaybedilmeden sonuçlandırılarak, hak sahiplerinin alacaklarını ne zaman, nereden ve ne kadar alacağına dair bilgilendirmenin kamuoyuna acilen yapılmasını bekliyoruz.
Diğer yandan Hükümet, tedavi katılım payında yüzde 33 ila yüzde 150 arasında artış yapmıştır. Bu uygulamayla tedavi katılım payı hastadan ve hastalıktan para kazanmaya dönüşmüştür. Bildiğiniz gibi Konfederasyon olarak, hükümetin bu uygulamasının iptali için Danıştay’da dava açtık. Kamu görevlilerinin gelirlerini artırması gereken siyasi iktidar, katılım payı ile giderlerini artırma yöntemini tercih etmiştir. Katılım payı uygulaması incelendiğinde görülecektir ki, sağlık kurumuna başvurmak ücrete tabi, reçete yazdırmak ücrete tabi, eczaneye gitmek ücrete tabi. Durum bu olunca aslında bir isim değişikliği de Sart. Bu tedavi katılım payı değil, sağlık sisteminin paralı hale dönüştürülmesidir. Sayın Başbakan’ın genel sağlık sigortasıyla ilgili söylediği herkesin sağlık güvencesi şemsiyesi Altına alındığı ve bu şemsiyeden ücretsiz yararlanacakları yönündeki beyanları bu Uygulamayla Maliye Bakanlığı’nca ters çevrilmiş olmaktadır. Katılım payı uygulaması kaldırılmadığı sürece sağlıkta dönüşüm ve reform ölü doğmuş olacaktır. Umarız, tedavi katılım payı ortaya çıkan bütçe açığını kapatmanın en etkili yolu olarak kullanılmaz ve bu yanlıştan en kısa zamanda dönülür.
Bu duygularla, siz saygıdeğer basın mensuplarına, tüm memur arkadaşlarımıza katılımlarınızdan dolayı teşekkür Ediyoruz., Hemen yakında idrak edeceğimiz Kurban Bayramınızı şimdiden kutluyor, sağlık, esenlik, birlik ve kardeşlik dolu nice bayramlar diliyoruz.
18.11.2009
Memur-Sen Konfederasyonu
Samsun Temsilciliği